Dalton Trumbo’nun Johnny Askere Gitti (Johnny Got His Gun) romanı, savaş karşıtı edebiyatın en tavizsiz ve çarpıcı metinlerinden biri. Eser, okuru insanlığın en yıkıcı alışkanlığı olan savaşın ağır sonuçlarıyla doğrudan ve acımasız bir şekilde yüzleşmeye zorluyor.
Romanın merkezinde, bir top mermisi patlamasında kollarını, bacaklarını ve yüzünü kaybeden Joe yer alıyor. Makineler ve tıbbi müdahaleler sayesinde hayatta tutulan ana karakter, dışarıdan bakıldığında hiçbir fiziksel reaksiyon göstermeyen bir beden olarak görülse de, aslında bilinci tamamen açık bir şekilde kendi etten zindanına hapsolmuştur. Doktorlar ve askeriyenin modern tıbbın bir mucizesi olarak gördüğü Joe, aslında sistemin yarattığı yıkıma karşı sergilenen körlüğün somut bir kanıtıdır.
Eser, sadece politik bir savaş karşıtlığı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda varoluşun, bilincin ve yaşamda kalma güdüsünün sınırlarını da inceliyor. Geçmişi tamamen silinmiş olan Joe’nun, boynunda açıkta kalan küçücük bir deri parçasıyla güneşin doğuşunu hissetmeye, sıcaklık değişimini algılamaya çalışması, hayatta olmanın ve anı deneyimlemenin edebi açıdan son derece güçlü bir tasvirini sunuyor.
Romanın kırılma noktası, mutlak bir izolasyonun ardından bir hemşirenin Joe’nun göğsüne parmağıyla harfler çizerek Mutlu Noeller mesajını iletmesiyle gerçekleşiyor. Kurulan bu ilk temasın ardından Joe, eski hayatında babasından öğrendiği Mors alfabesiyle kafasını yastığa vurarak dünyayla yeniden bağ kurmak için çırpınmaya başlıyor. Sesini duyurmayı başardığında ilettiği talep ise oldukça sarsıcıdır: Bilimin görkemini değil, savaşın cehennemini herkese göstermek için bedeninin bir ibret olarak sergilenmesini ister. Gençlere vatanseverlik aşılayıp karşılığında onların bedenlerini ve hayatlarını alan sistemden, yarattığı bu tabloyla yüzleşmesini talep eder. Eğer insanlar savaşın gerçek bedelini kendi gözleriyle görürlerse, bu bedeli ödemeye o kadar hevesli olmayacaklardır.
Elbette ordu bu talebi reddeder. Trumbo, kurguladığı bu sert trajedi üzerinden militarizmin ve savaş çığırtkanlığı yapan politikacıların vaatlerinin altındaki korkunç gerçeği gözler önüne seriyor. Johnny Askere Gitti, onur, vatanseverlik ve kahramanlık gibi soyut kavramların, uğruna bir insanın hayatını ve bütünlüğünü feda etmeye değip değmeyeceğini tartışmaya açan, yazarının pasifist duruşunu sağlam bir karakter psikolojisiyle zihinlere kazıyan analitik ve vurucu bir kitap.









Bu konuda ne düşünüyorsunuz?